Bu sezon, "Karabağ" Avrupa'da Azerbaycan futbolunun vitrin kartı oldu.
Takım, UEFA Şampiyonlar Ligi sahnesinde kendi adına yeni tarihi satırlar ekledi. Lig aşamasına katılmaya hak kazanmak zaten büyük bir başarıydı. Ancak Ağdam temsilcisi bununla yetinmedi, aşamada ilk "24'e" girerek Azerbaycan futbolu için daha önce görülmemiş bir sonuca imza attı.
Rakipler sıradan takımlar değildi. Portekiz devi "Benfica", Danimarka şampiyonu "Kopenhag", Almanya'nın iddialı temsilcisi "Eintracht" Karabağ karşısında mağlubiyet acısı yaşadı. Bakü'deki futbol akşamında İngiltere'nin devi "Chelsea" ile kaydedilen beraberlik ise uzun yıllar hatırlanacak bir sonuçtu.
Bu galibiyetler ve sonuçlar sadece istatistiksel göstergeler değildi. Bu, Azerbaycan'ın futbol haritasındaki yerini daha da sağlamlaştırmasıydı. Avrupa'nın önde gelen medya kuruluşlarında "Karabağ" adı geçiyor, oyun üslubu analiz ediliyor, antrenörün çalışması örnek olarak gösteriliyordu.
Sezonun ilk yarısında ülkede kelimenin tam anlamıyla "Karabağ havası" vardı. Yeme içme mekanlarında, ofislerde, okullarda, arkadaş toplantılarında ana tartışma konusu bu takımdı. Herkes aynı soruyu soruyordu: "Karabağ" bir sonraki maçta ne yapacak?
Bu başarıların arkasında ise sistemli çalışma, yılların emeği ve istikrar yatıyordu. Bu istikrarın mimarı olan Gurban Gurbanov sadece bir takım değil, bir futbol modeli oluşturdu. O model ki, artık Avrupa'da tanınıyor, saygı görüyor.
Evet, sezon sonunda "Sabah" Misli Premier Ligi'nde şampiyon oldu ve bu başarı tam hak edilmişti. Masazır temsilcisi istikrarı ve düzgün planlaması ile bu unvanı hak ediyordu. Ancak iç şampiyonadaki sonuç sezonun genel manzarasını tam olarak yansıtmıyor.
Bazı futbolseverlerin "Karabağ için başarısız bir sezon oldu" fikrini dile getirmesi tam da bu noktadan kaynaklanıyor. Halbuki, meseleyi daha geniş bir prizmadan değerlendirmek gerekiyor. "Karabağ" bu sezon Azerbaycan futbolunun adını yeniden Avrupa'nın en büyük sahnesinde duyurdu. UEFA sıralaması açısından ülkeye puan kazandırdı. Azerbaycan kulüpleri için önümüzdeki yıllarda daha elverişli kura çekme perspektifi oluşturdu.
En önemlisi ise, "Karabağ" bir kez daha kanıtladı ki, bu takım tesadüfi başarıların değil, sistemli gelişimin ürünüdür.
Bugün şampiyonluk sevinci başka bir adreste. Bu, futbolun güzelliğidir. Ama sezonun hafızası, sezonun hikayesi, sezonun Avrupa sahnesinde yazılan tarihi tam da "Karabağ'a" aittir.
Unutmayalım. Unutturmayalım. Çünkü bu hafıza Azerbaycan futbolunun geleceğidir.