Azerbaycan futbolunda birçok sorun var, ancak bazı kulüpler bu sorunları sadece göstermekle kalmıyor, aynı zamanda daha da derinleştiriyor. Bu anlamda "İmişli" artık ayrı bir sembol olma yolunda ilerliyor.
Mevcut sezonun başında kulübe bir yıl süre tanındı. Şartlar da yeterince açıktı: alt yaş grupları oluşturulmalı, altyapı kurulmalı ve en önemlisi kulübün kendi stadyumu olmalıydı. Peki sonuç? Formal yaklaşım, boşa geçen bir yıl ve yerinde sayan bir durum. Bu sadece bir gecikme değil, aynı zamanda yükümlülüklerin açıkça yerine getirilmemesidir.
"İmişli"nin ev sahibi maçlarını daha önce Kuba'da oynaması zaten absürt bir durumdu. Şimdi ise gelecek sezon için Ağsu seçeneği gündemde. Bu artık geçici bir çözüm de değil, plansızlığın ve sorumsuzluğun sürekli hale gelmesidir. Bir kulübün "ev" kavramı bu kadar belirsiz olamaz. Taraftar takımını nerede desteklemeli? Kulüp hangi bölgeyi temsil ediyor?
Sorun sadece "İmişli" ile bitmiyor, ancak sistemin boşlukları en açık şekilde bu kulüp üzerinden görülüyor. I. Lig'de mücadele eden "Mingeçevir" Premier Lig'e iddialı, ancak stadyumu içler acısı durumda. Ligin liderlerinden olan "Şefa" ise, büyük ihtimalle, elit lige yükseleceği rakiplerini Sumgayıt'ta ağırlayacak. Yani ortak manzara değişmiyor: takım var, ama altyapı yok.
Burada asıl soru şu: bu kulüplere lisansı kim ve nasıl veriyor? AFFA ve özellikle kurumun Lisans ve Kayıt Departmanı bu başvuruları hangi kriterlere göre değerlendiriyor? Kağıt üzerinde plan sunmak yeterliyse, o zaman gerçek gereksinimlerin ne anlamı kalıyor?
Rövşen Necef, AFFA'nın son Raporlama Konferansı'nda Premier Lig'deki takım sayısının artırılmasının gündemde olduğunu belirtti. Ancak soru çok basit: kalite olmadan niceliğe ne gerek var? Eğer lige "İmişli" gibi altyapısız, plansız kulüpler gelecekse, bu artış futbolun gelişimine değil, gerilemesine hizmet edecektir.
Aslında sorun, spor sonuçlarından önce başlıyor. Statüde açık ve katı bir şekilde belirtilmelidir ki, altyapı – stadyum, akademi, altyapı – katılım için temel şarttır. Ancak o zaman spor prensipleri devreye girmelidir. Aksi takdirde, her sezon aynı manzarayı izleyeceğiz: "evsiz" kulüpler, formal lisanslar ve kağıt üzerinde kurulan "gelişim" planları.
"İmişli" ise bu sistemin en bariz örneğidir ve değişim, bu tür durumlara karşı sert bir duruşla başlamalıdır.