Harika kurtarışların ve şampiyonlukların arkasında futbolcuların nadiren bahsettiği hikayeler vardır.
Lent.az'ın dış basına dayandırdığı habere göre, ünlü kaleci Mark-Andre ter Stegen beklenmedik bir şekilde hayatının çok kişisel bir bölümünden bahsetti: babasız çocukluğu, ailenin rolü ve futbolla hiçbir ilgisi olmayan hayalleri.
Ter Stegen, babasının kendisi sadece 10 yaşındayken aileyi terk ettiğini ve o zamandan beri onu hiç görmediğini itiraf etti.
"Ne kadar sert tınlasa da, bir boşluk hissetmiyorum. Hiç sahip olmadığın bir şeyi özleyemezsin. Bu durum bana zarar vermedi - bana etrafımdakilerin kıymetini bilmeyi öğretti."
O zaman yanımda annem vardı:
"Annem benim için her şeydi. Ben her zaman onun yanındaydım - ona sarılıyor, yakınında oluyordum."
Dedesi hayatında özel bir yere sahip - gelecekteki "Barcelona" kalecisini her türlü havada antrenmanlara götüren oydu:
"Beni asla hayal kırıklığına uğratmadı. Zamanla bunun onun için önemli olduğunu anladım - benimle olmanın bir anlamını buldu. Benim için bir baba figürü oldu: sakin, telaşsız, ama her zaman yanımda."
En güçlü yanı ise gelecekle ilgili. Kupalar veya rekorlarla ilgili değil:
"En büyük hayalim futbolla ilgili değil. Çocuklarımın büyüyüp ne olmak istiyorlarsa o olmalarını istiyorum. Onların mutlu, özgür ve memnun kalmalarını istiyorum - tıpkı çocukken mutlu olduğum, gerçek sevgiyle çevrili olduğum gibi."

Ter Stegen'in hikayesi, bazen en önemli zaferlerin sahadan uzakta gerçekleştiğini hatırlatıyor.