Kupa yarı finali her zaman gerginlik ve duygular demektir. Ancak "Sabah" ile "Karabağ" arasındaki maç futboldan çok soru işareti yarattı. Asıl soru maçın sonundaki epizot. Top "Sabah" oyuncusunun eline değiyor ama penaltı verilmiyor. Ve en önemlisi, VAR'a bakılmıyor. Neden? Modern futbolda bu artık sadece bir karar değil, bir sinyal. Taraftarların çok çabuk hissettiği bir sinyal.
Yorum hakkında tartışılabilir: elin doğal pozisyonu, kısa mesafe, niyetin olmaması. Bütün bunlar kurallarda var. Ancak bu tür epizotlar sezon boyunca zincirleme şekilde tekrarlandığında, artık sadece epizot gibi görünmüyor. Onlar bir genel izlenim oluşturuyor.
Ve bu izlenim giderek güçleniyor: sanki "Sabah"ı birisi altın dubleye - hem şampiyonluğa hem de Kupaya götürüyor. Hayır, "Sabah" gerçekten ilginç bir takım. Dinamik, hırslı, fikirleri olan. Ama o zaman mantıklı bir soru ortaya çıkıyor: eğer gerçekten de güçlüyse, neden böyle kararlara ihtiyaç olsun?
Ve daha zor bir soru: bu kime ve ne için lazım? Çünkü bu tür kararların bedeli sadece bir maç değil. Bu, güvendir. Şampiyonaya, hakemliğe, oyunun kendisine olan güven.
Diğer tarafta ise "Karabağ" duruyor. Yıllardır Azerbaycan futbolunun Avrupa'daki simasını şekillendiren kulüp. Zaferleri sözle değil, oyunla kazanan takım. Belki kimilerine onun daimi lider olması artık yorucu geliyor? Olabilir. Ama böyleyse, onu sahada, adil bir mücadelede mağlup edin. Şüphe ve soru doğurmadan.
Çünkü bu hikayedeki en büyük risk başka: her şey tesadüfi olsa bile, artık hiçbir şey tesadüfi gibi görünmüyor. Ve bu, istenilen sonuçtan daha tehlikelidir.
Hamid Hamidov