"Takımımı, özellikle de oyuncularımı tebrik etmek istiyorum. Çok güçlü bir rakibin sahasında, Avrupa kupalarında grup aşamasında oynamış bir takıma deplasmanda galip gelmek çok zordu. Oyuncularıma büyük saygı duyuyorum. Bizim için zor bir maç olacağını biliyorduk. İlk yarıda daha istekli olan, istediklerini gerçekleştiren taraf bizdik. İkinci yarıda takımımın verdiği tepki hoşuma gitti. Skorda önde olmayı hak eden taraf bizdik. Oyuncularım boşlukları kapattı, rakip hiçbir şeyle hatırlanmadı. İkinci yarıdaki oyun örnek bir oyundu. Bazı akademilerde, bazı antrenörlük kurslarında gösterilecek bir oyun. Yarından itibaren toparlanma antrenmanlarımıza başlayacağız. Yarı finalde aynı rakiple karşılaşacağız. Her iki takımın da büyük bir isteği var. Final tecrübesi yaşamak istiyoruz".
Sport24.az'ın haberine göre, bu sözler "Sabah"ın teknik direktörü Valdas Dambrauskas tarafından Misli Premier Ligi'nin 28. haftasında "Karabağ" (0:1) ile oynanan maçın ardından düzenlenen basın toplantısında söylendi.
Gazetecilerin sorularını yanıtladı:
- "Karabağ" Avrupa'da ve yerel ligde rakiplerin kalesi önünde çok basit pozisyonlar yaratabilen bir takım. Bugün hangi detayları iyi çalıştınız ki onlar sizin kaleniz önünde pozisyon yaratamadılar?
- Detaylardan bahsedersek, Çarşamba'ya kadar konuşurum. Çok detay vardı. Bence bu detayları uygulamak için en önemli iki ilke var. Bunlardan biri yüreğini sahaya koymaktır. Taktiksel olarak çok şey konuşabilirsiniz. Ancak oyuncular koşmazsa, odaklanmazsa, oyuna adapte olmazsa, faydası olmaz. İkincisi, formalarındaki isimlerdir. Bunun için oynamalılar. Ailelerini, çocuklarını, herkesi onlarla gurur duymalarını sağlamalılar. Bu futbolcu grubunu çalıştırmaktan mutluluk duyuyorum. 26-27 maçtır kaybetmiyoruz. Sizi antrenmanlarımıza davet etsem, bazen antrenmanlardaki yoğunluğun ve mücadelenin maçlardakinden bile daha fazla olduğunu görürsünüz. Bu davranış bu tür zaferlerin anahtarıdır. Hepsi oyuncularımın emeği. Doğru, "Karabağ" pasları verdikten sonra kanatlarda ikiye iki kaldıklarında hiçbir oyuncumuzu geçemediler.
- "Sabah"ın Şampiyonlar Ligi'nde omuzlarında büyük bir yük olacak. Sizce takım bunun üstesinden gelebilecek mi?
- Şu anda bunu düşünmüyoruz. Avrupa'da nasıl olacağı, sorumluluğumuzun ne olacağı şu anda benim için önemli değil. Hangi takımlarla karşılaşacağımızı bile bilmiyoruz. Daha çok kendi oyunlarımıza odaklanıyorum. Hatalarımızı arıyorum. Çarşamba günü çok iyi performans gösterip tekrar finale çıkmalıyız.
- Mikels'in durumu nasıl?
- Şu anda bilmiyorum. Tıbbi ekiple bu konuda konuşmam lazım. Ciddi bir sakatlığa benziyor. Şu anda onu hastaneye götürüyorlar. Sonra bir şeyler öğrenilebilir.
- Antrenmanlarımıza gelirseniz futbolcularımızın mücadele ruhunu göreceğinizi söylediniz. "Karabağ" maçından önce medya ve taraftarlar için açık bir antrenman yapmanızı öneriyorum..
- Duyduğum en iyi sorulardan biriydi. Şu anda yoğun antrenmanlarımız olmayacak. Çünkü 2 toparlanma antrenmanı yapacağız. Bu bana bağlı değil, yönetimle konuşabilirsiniz. Neden olmasın? "Karabağ" maçından önce söz vermiyorum. Diğer maçlardan önce konuşmak mümkün.
- Sizce Abdulla Khaybullayev bir kahraman mı yoksa bir anti-kahraman mı?
- Bu soru da çok iyi bir soru. Bunu her zaman soyunma odasında da söyledim, o bizim için çok önemli bir oyuncu. Abdulla antrenmanda sadece kalbini değil, vücudunun tüm hücrelerini veriyor. Çok iyi oynuyor, çok sabırlı bir oyuncu. Ona ihtiyacımız olduğunda sahada %100 değil, %110'unu verecek biridir. Herkese hazır olmalarını ve bu fırsatı kullanmalarını söylüyorum. Umarali'nin bugün oynamayacağını biliyorduk. Abdulla da bu fırsatı iyi değerlendirdi. O bizim için örnek bir oyuncu. İkinci yarıda bize biraz zarar verdi, 10 kişi kaldık. Kırmızı kartlar ve hatalar futbolun bir parçasıdır. Ancak oyuncularımızı asla suçlamıyoruz, hatalarını düzeltmeye ve onlara doğru yolu göstermeye çalışıyoruz. Bence Abdulla takımımızın önemli bir oyuncusu.